Çağ, içinde yaşanılan zaman; devir, yüzyıl; ömrün bölümlerinden her biri:
çocukluk çağı, gençlik çağı…gibi; tarihin dört bölümünden her biri: ilkçağ, ortaçağ…gibi.
Çağdaş, zamanın, devrin, içinde yaşanılan yüzyılın değerlerini, ölçülerini özümseyip yaşam tarzına dönüştüren (insan) demektir.
Çağ, çağdaş, çağcıl(çağa uygun, asri, modern), çağdaşlaşmak gibi sözcükler önceleri direnilerek, sözden ve yazıdan “uydurukça” diye kovulmak istenirken, bugün pek çok sözcükte olduğu gibi, karşı çıkan da çıkmayan da, onları zevkle ve anlaşılır bir biçimde kullanmaktadırlar.
Dün bu sözcüklere “uydurukça” diyenler, değişime karşı duramamışlar, “uydurukça” dedikleri pek çok sözcüğü bugün çok rahatlıkla kullanabilmektedirler.
Bizi ilgilendiren “çağ, çağdaş, çağcıl ve çağdaşlaşmak” sözcükleridir.
Çünkü öyle insanlar var ki, “çağı” salt, “zaman ve devir” anlamında alıp kullanırlarken, çağdaşlaşmayı da “teknoloji ve sanayi ürünlerini” satın almak biçiminde algılıyorlar. O ürünleri satın alanlar “çağcıl” ve “çağdaş” olduklarını sanıyorlar. Mühendislik harikası evlerde oturuyor ve yaşıyorlar. Dünyanın en pahalı araç ve gereçlerini kullanıyorlar; Amerikan, Alman, Japon… dört çekerlerini sürüyorlar. Kimi ülkelerin orduları için ürettikleri arazi araçlarını son derece güzel sokak ve caddelerde konu mankeni gibi gösteriyorlar. Havayı kirletmişler, dünyaya zarar vermişler, küresel ısınmayı artırmışlar… umurlarında değil. Onlar için çağdaş olmak otomobil, çamaşır makinesi, buzdolabı, televizyon, bilgisayar… telefon kullanmaktırlar. Ardından da Eyüp Sultan’da, Oruç Baba’da, Merkez Efendi’de, Telli Baba’a şifa(!) aramaktırlar.
Oysa bu biçimsel unsurların yanında çağdaş olmayı gerektiren, çağın birtakım değerleri, ölçüleri vardır: Bilim gibi, kültür gibi, sanat gibi, hukuk gibi, sıpor gibi, duyarlık gösterip sorumluluk duymak gibi… Bu değerleri yaratan kitap gibi bir bellek, müzik, resim, heykel gibi insan duygu ve düşüncesinin görkemli olayları vardır./ Deney gibi, gözlem gibi, inceleme, araştırma… gibi çağdaş olmanın yöntemleri vardır./ Sormak, sorgulamak gibi beyni açıcı ve uyanık tutucu, düşünceyi geliştirici eylemler vardır./ Dünyaya salt “günah sevap, helal haram, ayıp yasak” penceresinden bakmamak vardır./ “Gerçeği, yalnız gerçeği söyleyeceğine, yalnız gerçeği yazacağına, çizeceğine kendini adamış, dünyalar kurmuş, kendisi olmuş bilim, sanat, kültür, hukuk adamları vardır; onların yarattığı eserler vardır.
Geçeği “müstehcen” bulup “tükürürüm o sanatın içine” diyenler; “insanlık anıtındaki” yorumu anlamak için zahmet etmeyip “ucube” diye niteleyenler, sanatı dünyalarının dışında tutanlar vardır./ Hukuku insan haklarının tümünü kapsayıp bireyin haklarının korunduğu bir sistem olduğunu algılayamamak ve “hakka sahip çıkıyoruz” diye hakkı yok edenler vardır./ “Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü” deyip insanlar arası eşitliği tanımayanlar vardır, bunların çağdaş olma olasılıkları yoktur.
Hangi sanat olursa olsun, yaşamı yeniden yorumlar ve yaşamı zenginleştirir./ Müzik sesle, edebiyat sözcükle, resim renkle, çizgiyle; heykel mermerle, taşla, çamurla, ahşapla yapar bunu.
Kültür, yereli evrenselle birleştirerek tüm insanları, doğayı, evreni kucaklayan bir akıl zenginliğine ulaşmaktır./ Çağdaş olmak bilimi, sanatı, kültürü, hukuku içselleştirmek demektir.
Yaşamında, çağdaşlığı yaratan değerlere yer vermeyen insanlar, ne tür araç-gereç kullanırlarsa kullansınlar bugünde yaşamıyorlar demektir; gerçekle bağlantı kuramamışlar demektir; ya da düş içinde düşler kurarak yaşıyorlar demektir./ Çağdaş olmak zamanın içinde, zamanın-devrin değerlerini yakalayabilmektir; bilimle, sanatla, kültürle, hukukla iç içe olmak demektir./ Çağdaş olmak inanmadan önce, beynindeki soruların peşine düşerek onların yanıtlarını bulmak, yanıtlarını bulamadıklarını bıkmadan, usanmadan araştırmak demektir./ Kazanılan yanıtları akıl, bilgi, düşünce, ve mantık süzgecinden geçirerek kabullenmek ve ondan sonra inanmak demektir.
Çağdaş insan akla yer veren insandır. Aklın değerlerine yer vererek gereklerini yerine getiren insandır./ Çağdaş insan bilimle, sanatla, kültürle, hukukla ve bunların yarattığı ortak akılla hareket eden; onlarla birlikte özgürce yaşayan insandır. İçinde yaşadığı topluma, doğaya, evrene zarar vermeyen, onların sorumluluğunu iliklerine değin duyan insandır./
Çağdaş olmak kafanın içiyle uğraşmaktır; dışıyla değil…Çağdaş kafa, kendine yakışanı bulandır; birilerinin dayattığına inanan değil. / Özgürlük seçme hakkıdır; dayatılanı seçmek ve kullanmak değil.
Çağ, çağcıl(çağa uygun, asri, modern), çağdaş ve çağdaşlaşma sözcükleri bir dünya görüşünü, uygarlığı anlatan pırıl pırıl sözcüklerdir. Uydurukça oldukları için değil, salt bu yüzden-yeni bir dünya görüşü sundukları için düşman ilan edilmişlerdi.
Çağın insanı olmak hiç de kolay değildir. Kolayı seçenler, çağdaş olamazlar…Çağdaş olmak zoru seçmektir, yorgunluğu, uykusuzluğu, iğne ile kuyu kazmayı, aklı, bilgiyi…seçmektir. İnanmışlığın rahatlığında uyumak değil…
Diğer Turan Bahadır Köşe Yazıları








