Son bir haftada gelişen olayların her biri için sayfalar dolusu yazı yazsam gene de derdimi anlatabilir miyim… doğrusu emin değilim. En doğru yol olarak her telden başlığını koyarak her birine kısa kısa değinerek bu yükün altından kalkmayı deneyeceğim…
Yönetimin uyanışı
Futbol Federasyonu’nun karar diye yaptığı açıklamanın ardından Sayın Şener’in peş peşe yaptığı açıklamalar yüreklere su serpti. Bunun için de aldığı ceza ile ilgili tepkisi de dahildir. Daha önceki sessizliğin suçluluk içerdiği endişesi yaşıyordum. Bu kez verilen beyanlarda önemli oranda kendine güven vardır. Bu da rahatlamamız için çok önemli idi. Şimdi sıra kulübümüzün gasp edilen haklarının geri alınması mücadelesine geldi. Her ne kadar bu haklar ancak mahkeme kanalı ile geri alınması mümkün ise de Federasyonun verdiği ya da ona verdirilen kararın hakim olduğu, bu zihniyet olduğu sürece netice almamız imkansız olsa da değer.
Asbaşkanın Tepkisi
Sevgili As Başkanımız Avrupa’da oynadığımız maçlarda hakem gadrine art arda uğrayınca isyan etti. Tepkisini sahipsizlikle verdi. Sevgili başkanım hedefin tek başına Şener bey ise sana yıllarca orda nasıl kaldığını düşünmeni öneririm. Kendisinin ülkesi ile ilgili takımların haklarını koruyan tavrı olsaydı Avrupalı onu orada bunca yıl tutar mıydı? Yok eğer bunun yanında Federasyona da duyurayım dedinse o zaten açıklamasında kendine güvenen gitsin dedi. Daha neyin başkanı olduğunu kavrayamayan bu kafa ile sizin içeriden bizim dışarıdan işimiz bir hayli zor olacak.
Şenol hocanın duruşu
Sevgili hocamız İspanya’da yaptığı basın toplantısında ülkeyi ve de onun sporunu yönetenlere duyduğu güvensizlikten beyanla vicdanlara seslenerek kendi vicdanının eğer onların vicdanları rahatsa rahat olabileceğinden söz etti. Kendi adıma Şenol hocanın futbol adamı kimliği ile Türk futbolu adına verdiği beyanlar hocalığından daha önde olduğunu hep düşünmüşümdür. Bunun için dünya üçüncüsü olup döndüğünde söylediklerini hatırlasanız bana hak vereceğinizden eminim. Herkesin düşünmesi gereken hatta ders çıkartması gereken bu beyana karşılık federasyon ceza verirse hiç şaşmam.
NOT: Bu yazı Şenol Güneş, PFDK’ya sevk edilmeden önce yazılmıştır.
Transfer Politikası Ve Engin
Özkan hoca ile yönetime geldiğimizde eldeki kadroya bakarak üç aşamalı bir yol izlemesine karar vermiştik. Önce iskelet kurulacak sonra takım olmanın gerekenleri yapılacak daha sonra da şampiyonluğa oynanacak. Bu en azından 3 yıl demekti. Geçilen aşamaları atlayarak geçen yıl ki kadro bu anlamda şampiyonluğa oynayan kadro anlamına geliyordu. Aldığı sonuçta bunun ispatı idi. Bu yıl uygulanan politika her şeyi sil baştan yapmak demek oluyor. İzahı gayet basit siz takımınızın omurgası olan Egemen, Selçuk ve Umut’u veriyorsunuz yerine koyduklarınız gidenleri aratıyorsa işiniz bir hayli zor demektir. Henrique yetenekli olsa da Umut ile özellikleri çok farklıdır. Geçen yıl kazanılan başarının baş aktörlerinin yerli futbolcular olduğunu kim yadsıyabilir ki… Onların da en iyilerini yok fiyatına elden çıkarmış iseniz hem maddi hem manevi anlamda ciddi kayıptasınız demektir. Şimdi buna da aynı yolla Engin’i eklediniz. Selçuk ve Engin biri Türkiye’nin en iyi diğeri de en yetenekli futbolcusu… (Engin konusunda Galatasaray da göstereceği uyuma göre yeniden bir değerlendirme yapacağım) bu iki futbolcuya karşılık alınanlar kulübü zenginleştirmeden öteye geçmeyecek cinsten. Bu koşullarda her şey başta Şenol hoca olmak üzere teknik kadroya kalıyor. Önceki yazımın birinde transferlerden iyi diye bahsederken kriterlerim gidenlere göre değildi yanlış anlaşılmış olmalıyım.
Bilbao Maçı Ve Burak
Burak için az gelişmiş toplumun sivrilen futbolcusu demek belki de yeterli ancak Yattara da benzer davranışlar ile elenmemize neden olmuştu şimdi de Burak. Acaba biz mi bir şeyi eksik yapıyoruz doğrusu ben de merak içindeyim? Maça gelince bir çok futbolcusu yeni olmasına rağmen gösterdikleri dayanışma, takım olmada büyük aşama kaydettiklerini gösterdi. Colman çok iyi Halil’in müdafaaya yardımı mükemmeldi. Kısaca 85 dakika 10 kişi oynayıp rakibe boyun eğmeyen takımımızın tüm futbolcularını başta kaptan olmak üzere kutluyorum. Tur atlamada işimiz bir hayli zor olsa da takımımızın yüreğini ortaya koyarak oynadığı maçlar umudumuzu bir hayli arttırıyor.
Diğer Ömer Gürsoy Köşe Yazıları








